Bölümler
Arşiv
| paz | sa | ça | pş | cu | cum | pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | ||||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | ||
Mailinizi ekleyin
Anket: Kadın İsterse
Kitap” Kaz Dağlarındaki Altın Tekeli” Gibi Günümüzün Evrensel Konularını Asimetrik Kurgu İle Sorguluyor
Yazılmamış ve dokunulmamış konularda kalem oynatmayı seven Mehmet Coral, yeni kitabı “Meryem Planı” ile okuyucuyu gerilim ve macera ortamında soluk soluğa bir yolculuğa çıkarıyor.
Coral’ın bu yeni kitabı ilk kez “26. İstanbul Kitap Fuarı” nda okuyucu ile buluşuyor.
Yazar yeni kitabını 29 Ekim Pazartesi günü 14:00 – 16:00 saatlerinde Doğan Kitap Standında imzalayacak.
Geçen yıl yayınlandığında değişik çevreleri hayli tedirgin eden "Tımarhane Adası" adlı kitabıyla olay yaratan Mehmet Coral, serüvenin devamını “Meryem Planı”nda sonuca ulaştırıyor.
Bu yeni kitapta geçmişte yaşanan tarih sorgulanıyor…Okurun roman kurgusu kendi akışını sürdürürken geçmişe dönük gelişmeleri de koşut kurguyla izleyebildiği bir ortam yaratılıyor.
Yazarın sorgulayıcı ve araştırmacı bir karakteri olması romanlarındaki konuların zenginliğinin alt yapısını oluşturuyor.
Mehmet Coral "Meryem Planı” romanında, ilginç bir kurgu asimetrisiyle oldukça karmaşık olan çağdaş varoluş kavramlarını birleştirmeyi deniyor. Belki de bugüne kadar hiç denenmemiş bir biçimde Ruhani ve Cismani iktidarların tek elde birleştirilmesiyle oluşacak yeni dünya hükümranlığı fenomenini gerçek öğelerin kurguyu ikinci plana itebildiği bir enerjiyle ele alıyor. Özelde ülkemizin de içinde var olduğu coğrafi bölge üzerinde, dünyanın en büyük gücü ABD'nin, evrensel hegemonya kurma planının son yapı taşlarını yerine oturtabilmek için, Türkiye üzerinde oynadığı oyunlar üzerine yerleştiriyor kurgu tabanını.
Coral, çok uluslu şirketlerin sınırsız zenginlik uğruna egemen devletleri hiçe sayan girişimlerini, Hıristiyanlığın Vatikan’daki mevcut merkezini ve Meryem Ananın Türkiye’de bulunan mezarında bulduğu rölikleri ve kutsal emanetleri ABD'ye taşıyarak, Roma İmparatorluğundan bu yana hiç bir gücün ulaşamadığı doruklara tırmanma ihtirasını işleyerek, romanı soluk soluğa okunabilecek nitelikte zenginleştiriyor.
Tek ve mutlak tanrıya inanan iki büyük dini görüşün birleştirici bir unsuru olarak Meryem Ananın
Türkiye’de mezarının bulunması, çatışmayı barışa dönüştürecek temel bir silaha dönüştürülebilir.
Uzlaşmanın, Meryem Ana varlığında cisimlenebileceği, en azından inanç serbestisi yaratarak sivrilikleri törpüleyici bir simgesellik taşıyor roman.
Meryem Planı bir kurgu roman olmasına rağmen, geleceğe yönelik bazı teorileri ortaya koyarak, okuyucuya kendi düş gücünü kullanma ve betimleme alanı yaratıyor.
Coral kitaplarında simgeselliği adeta bir dördüncü boyut gibi kullanarak, konuya zenginlik katıyor. Örneğin bu kitapta altın simgesel bir özellik taşıyor. Tüm girişimlerin temelinde Altın'ın insan uygarlığını ışık ötesine taşıyabilecek gizemli gücü yer alıyor. Çok kısa bir zaman içinde sanayinin ulaşacağı teleportasyon, ışık hızıyla yolculuk, kanser ve diğer çaresiz hastaların yok olacağı bir dünyada varacağı yeni ufuklara ulaşma planları yatıyor. Tarihin en zengin altın yatakları Büyük Menderes deltasının altında yatıyor ve ABD bu zenginliğe çok uluslu Zaminco şirketi aracılığı ile sahip olabilmek için Türkiye’yi her yerden kuşatıyor. Bu arada Türkye’yi Kaz dağlarında kıskaca alan çok uluslu altın tekellerinin faaliyetlerine de güncel göndermelerde bulunuyor.
Dinamik kurgu yapısıyla sürekli bir gerilimi ayakta tutmayı başarıyor Coral.
Mehmet Coral 1947 yılında İzmir’de doğdu. İzmir Maarif Koleji (Bornova Anadolu Lisesi)'ni bitirdi .Amsterdam Üniversitesi ve Lahey Uluslararası Akademisi’nde ekonomi mastırı yaptı. 1999’da Türkiye’yi temsilen Balkan Halkları Edebiyat Ödülü Balkanika’ya katıldığında, ödül komitesi yazarın tüm eserlerinin, Balkan dillerine çevrilmesini kararlaştırdı. Kitapları İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Yunanca’ya çevrilen yazarın uçmak dışındaki en büyük tutkusu da İstanbul’un geçmiş yaşamı hakkında yaptığı araştırmalardır. Kitaplarının temelini de genellikle bu tarihî araştırmalar oluşturur.
Doğan Kitap tarafından yayımlanan eserleri:
Meryem Planı / Ekim 2007
Tımarhane Adası / Nisan 2006
Paslı Güneş / Mart 2005
Uçarken, Zamanın ve Düşüncenin Sınırlarında / Eylül 2003
İzmir, 13 Eylül 1922 / Nisan 2003
Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım... / Kasım 2001
Sonsuz Meltem / Mayıs 2000
Konstantiniye'nin Yitik Günceleri / Mayıs 1999
Bizans'ta Kayıp Zaman, Başka Bir İstanbul'un Öyküleri
Diğer eserleri:
Ölüm Satanlar (Araştırma) / 2000
Konstantinopolis Misyonu (Çeviri) / 2003
Coral Kitaplarının Özellikleri;
Mimar Sinan’ı roman formatında ilk kez kaleme alan yazar (Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım…)
İZMİR: 13 Eylül 1922, Coral’ın bilinç akışı tekniği kullanarak yazdığı , Cumhuriyet tarihinin hala aydınlığa kavuşmamış olan en büyük gizemlerinden İzmir Yangını’nın romanı.
Paslı Güneş: Türk Edebiyatının büyük olasılıkla ilk deneysel romanı...
( Kabala’nın Gizemleri, Kutsal Kitaplardan aldıkları mesajlarla dünyayı yeniden kurmak isteyenlerin giriştiği, tarihin en büyük terör eylemine gönderme)
Coral Kitaplarının temel özelliklerinin başında simgesellikler geliyor…(örneğin roman kahramanlarının isimleri konulara gönderme yapıyor.) Simgesellik romanlarının her noktasında mevcut.. Simgeselliğin içine bir çok anlam yükleyebiliyor. Müzik, güneş, ışık , arayış vb unsurlar özel anlamlar yükleyebildiği simgelerin başında geliyor. Kitapları hiç bir zaman tam bir “Son”a ulaşmıyor. Genelde okura kendi düş gücüyle sonlandırabileceği özgür bir deneme alanı bırakıyor.
Genellikle, pek yazıya dökülmemiş, dokunulmamış, el sürülmemiş konularda dolaşmayı seviyor.
Örneğin; İzmir Yangını, Sinan’ın Hayatı, İstanbulun geçmi yaşamları, Osmanlı da resmi tarihin arkasındaki izler, onbin yıllık Anadolu da yaşananlar…uçuşun simgeselliği içinde küçük denemelerle zaman ve düşüncenin sınırlarında gezintiler…Ayvalık üzerine roman formatında ilk tarihsel sorgulama gibi…
Son kitabı “Meryem Planı” ilk gerilim ve macera romanı…
Kitaplarının kendi kendini yazdığına inanıyor.
MERYEM PLANI’NDAN ALINTILAR...
-(Syf.93)
“Altın Jack, altın... Sihirli sözcük bu...
Dünyanın geleceğini High spin gold teknolojisi tayin edecek.
Süper iletken sanayinin ana girdisi altın ve platin grubu metalleri olacak. Teleportasyon, klasik tabirle yinelemek gerekirse, ışınnlanarak seyahat, yerçekimini yokedecek sanayiler, yani Maglev treni gibi manyetik alan üzerinde 500-600 km hızla yol alacak araçlar, paralel boyutlar ve uzay-zaman manipülasyonları hep bu maddenin uygulamalarıyla gerçekleşecek. Bunlara sahip olan sanayiler, dünyanın geleceğine egemen olacaklar.
Bugüne kadar şirketin yaptırdığı ön araştırmalarda tarihin en büyük altın yataklarının günümüzde modern Türkiye’nin Ege bölgesi olan antik Lidya Krallığı’nın topraklarında olduğu ortaya çıktı. Şirket, kaynağı Sardes çevresinde olan altın cevherinin binlerce yıl boyunca Sart Çayı’ndan Gediz’e, oradan Menderes nehirleriyle Ege denizine sürüklendiğine ve bugün alüvyonlarla dolmuş olan Büyük Menderes deltasının altında Tarihin en zengin altın cevheri stoklarının yattığına inanıyor. Bizim görevimiz şirketin bölgeye nihai olarak yapacağı milyarlarca dolarlık yatıtım öncesinde son etüdleri yapmak.
“Ne yani Vatikanı da D.C.ye mi taşımak istiyor bizim Alamo fatihi?”
David güldü. İstediği gerilim dozunu yakalamıştı.
“Onun gibi bir şey. Ancak, arada küçük bir fark var.
Başkanın isteği Vatikanı değil, gerçek Hıristiyanlığı Kutsal Bakire’nin kalıntılarıyla birlikte ABD’ye taşımak!”
Başkan 2000 yıldır süregelen bu efsaneyi kullanarak, ABD’de ikinci bir Kudüs yaratmak istiyor. Cennetin yeni krallığının başına da simgesel olarak bir Desposyni mensubunu oturtmak istiyor.
Kısacası, Bizans imparatorluk sancağında çift başlı kartal motifiyle temsil edilen gücün peşinde. Bunu da Hıristiyan dünyasında cismani ve ruhani iktidarı ayni anda kucaklayarak dünyanın gerçek lideri olmak diye özetleyebiliriz sanırım!...
-(Syf.265)
Sonra onu gördü. Aniden sonsuzluk uykusuna yattığı taş yatağının üzerinde duran kar beyazı harmaninin içinde ışık taşkınları arasında beliriverdi. Varlığını saran aurora demetleri onu bir manyetik alan üzerinde taşıyor gibiydi. Gül yaprağı biçimi dudaklarının üzerinde sonsuzluğun ebedi suskunluğunu bir mühür gibi taşıyordu.
Şafak ışıklarının tüm renklerini barındıran saçlarının her teli birbirinden ayrıydı. Ezel’i olmayan bir geçmişten gelip, ebedin ötesine taşan gizlerin sancakları gibi dalgalanıyordu başının üzerinde. Her kıvrımının hareketiyle ortalığa zaman ötesinden taşan bir gül rayihası yayılıyordu.
Kolları göğsünün üzerinde çapraz bir biçimde kavuşmuştu. Yüreğinin üzerinde kalan sağ elinin altında bir kitap vardı. Çağlar kadar eski, ancak hiç yıpranmamış bir kitap. Sanki vücudunun ağırlık merkezi orasıymışçasına, ilahi bir denge unsuru gibi duruyordu göğsünün üzerinde.
Kemal kendinden geçmişti. Ruhu bedeninden taşmış, semavi bir raksın egemenliğine girmişti. Ritmik hareketlerle kendi etrafında dönüyordu. Kutlu Meryemi saran auroralar şimdi onu da kuşatıyordu.
Ebediyetin yerçekimine girmiş olan ruh bedene dönmek istemiyor, ait olduğu sonsuzluğun bağrına yükselebilmek için döngüsel raksını giderek artan bir ivmeyle sürdürüyordu..)




DiYET
MODA
MAKYAJ-SAC
GEBELiK COCUK
SAGLIK
GUZELLiK
iLiSKiLER
YASAM
MAGAZiN
CiNSELLiK
Diyete Baslarken
Beslenme
Diyet Yemekleri
Estetik
Vitaminler
Cildiniz
Hesaplamalar
Koleksiyonlar
Epilasyon
Aksesuar

