Bölümler
Arşiv
| paz | sa | ça | pş | cu | cum | pa | |||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | |||||||||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | |||||||
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | |||||||
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | |||||||
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |||||||
Mailinizi ekleyin
Anket: Kadın İsterse
HAKLARIMIZ
Helsinki Yurttaşlar Derneği, geçtiğimiz ay bir "Kadının El Kitabı" çıkardı. Araştırmacı Esra Koç ile Avukat Ayşegül Kaya'nın yayına hazırladığı kitap ve sesli CD, kadınların yasalardaki haklarını bir bir anlatıyor. Karikatürist Gülay Batur'un çizgileriyle süslenen kitabın CD'sindeki canlandırmalar Boyalı Kuş Tiyatro Grubu'na ait. Kadınların hukuki alandaki soruları için gerçekten çok yararlı bir çalışma. Bakın önsözünde Esra Koç ve Ayşegül Kaya ne diyor:
2. BÖLÜM İÇİN TIKLAYIN...
"Yasalardan söz edildiğinde, genellikle hukuk sistemi içinde yer alan yazılı yasalar kastedilir. Oysa biz kadınların yaşamlarının büyük bölümünü yazılı olmayan yasalar belirler. Gelenek, örf ve adet gibi sözlü yasalar, en az yazılı yasalar kadar önemli yer tutar hayatımızda. Çünkü pek çoğumuzun 'nasıl ve hangi yaşta evleneceğimiz', 'kaç çocuk doğuracağımız', 'okula gidip gitmeyeceğimiz', 'kiminle ve ne sürelerle birlikte yaşayacağımız', hatta 'kimlerle arkadaşlık edeceğimiz' yazılı olmayan bu yasalarla belirlenir.
Son yıllarda daha çok görünür hale gelen; 'imam nikâhı ile evlenmeler', 'namus kisvesi altında işlenen cinayetler', 'ölen kocanın kardeşi ile zorla evlendirmeler' yazılı olmayan yasaların en hayati örnekleri. Yasalarla belirlenmiş hakları kullanabilmemiz ve yazılı olmayan yasalara karşı çıkabilmemiz, söze 'ben' diye başlayabildiğimizde mümkün olur."
"Sözlü ya da yazılı yasalar değişebilir, değiştirilebilir. Bunların değişmesi, kadınlar lehine geliştirilmesi bizim çabalarımızla olacaktır. Ne kadar güç olursa olsun, kadınların hayatı kendilerinden yana değiştirmeye enerjileri vardır. Bu nedenle sizi yan yana durmaya, güçlerimizi birleştirmeye, yaşamımızı tehdit eden sözlü yasalara 'hayır' demeye, bir kadın yurttaş olarak yasalarla belirlenmiş haklarımızı bilmeye, bunları yeri geldiğinde kullanmaya ve yetmedikleri yerde değiştirmeye çağırıyoruz."
BEDENİMİZ MUAYENEDE DE BİZİMDİR
Kadın doğum hastalıklarına ilişkin muayene ve tedavi yöntemlerinin rahatsız edici ve özensiz oluşu, kadınları doktora gitmekten alıkoyar. Bu nedenle de erken teşhisle giderilebilecek pek çok hastalık, dönüşü olmayan aşamalarda doktora intikal eder. Örneğin, tüm kadın hastaların rahatsız olduğu yatay muayene ve doğum yapma biçimi tıp dünyasında tartışılan bir konudur. Birçok tıp uzmanı, farklı muayene ve doğum yöntemleri önermektedir.
Muayene için gittiğiniz bir doktora, farklı bir yöntemle muayene olmak istediğinizi belirttiğinizde, en hafifinden alayla karşılaşırsınız. Halbuki muayene koşullarının iyileştirilmesini istemek en doğal hakkımızdır. Ayrıca, muayene ve doğum sırasında maruz kaldığımız hakaret ve azarlamalara karşı çıkmak da en doğal hakkımızdır. Ama bu hakkı kullanabilmek için öncelikle, kendimiz bedenimize saygı duyup ondan utanmamayı ve bedenimizle gurur duymayı öğrenmeliyiz. Aksi halde hep yaptığımız gibi tüm hakaretleri sessizce kabullenmeye devam ederiz.
Kadınların gündelik ve sosyal yaşamda karşı karşıya geldikleri bir başka haksız durum da bekâret kontrolü ve diğer resmi genital muayenelerdir. Bir kadın herhangi bir nedenle karakola götürüldüğünde, özellikle bir erkekle beraberse ya da öğrenci yurdunda kalıyorsa polisin çoğunlukla ilk yaptığı şey muayeneye göndermektir. Halbuki bekâret kontrolü ve diğer muayenelerin yapılmasını yasallaştıran hiçbir hukuki gerekçe ve dayanak yoktur. Böyle durumlarda hem adli kurumlara hem de muayeneyi yapan doktora itiraz etme ve ayrıca cezalandırılması için başvurma hakkımız vardır.
Anayasa'nın 17. maddesi, tıbbi zorunluluklar ve yasalarda belirtilen sebepler dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağını söyler. Ancak, yaşamımız boyunca bedenimize sahip çıkma mücadelesi veririz.
DOĞUM HAKKI
Kadınların istediği sayıda çocuk sahibi olmaya hakkı vardır. Nüfus Planlaması Yasası, nüfus planlaması esaslarını, gebeliğin sonlandırılması ya da sterilizasyon (kısırlaştırma) ameliyatlarının usul ve şekillerini düzenlemiştir. Çeşitli ilaç ya da araçlar ile gebe kalma yeteneği geçici olarak engellenebileceği gibi, gebeliğe sürekli olarak da engel olunabilir. İlaç ve araçların kullanımında uyulması gereken herhangi bir yasal düzenleme yoktur.
Ancak kısırlaştırmanın hangi koşullarda yapılacağı Nüfus Planlaması Yasası ve buna bağlı olarak hazırlanmış olan "Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük" tarafından düzenlenmiştir. Yasa, gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyonun, devlet gözetim ve denetimi altında yapılacağını söylemektedir.
Devletin, kadınların istedikleri sayıda çocuk sahibi olmalarına destek olmak için gebeliği önleyici bilgi, ilaç ve araçlara ulaşabilmelerini temin ve gerekirse bunları üretmek zorunluluğu vardır. Gereğinde bu araçların, parasız şekilde temin edilmesini sağlamak zorundadır. Gebeliğin önlenmesi için yeterli sayıda sağlık personeli doktor, ebe, hemşire yetiştirmek de yine devletin yapmak zorunda olduğu bir görevdir. Bu hizmetlerden yararlanmak için Ana Çocuk Sağlığı Merkezleri ile hastanelerin Aile Planlaması Kliniklerine başvurabilirsiniz.
Bir erkek veya kadının, cinsel gereksinimlerinin tatminine engel olmayacak şekilde, çocuk yapma yeteneklerinin yok edilmesine 'kısırlaştırma' denir. Nüfus Planlaması Yasası 4. maddesinde buna "sterilizasyon" adı verilmektedir. Kısırlaştırma müdahalesi tıbbi sakınca olmadığı takdirde, reşit kişinin isteği üzerine her zaman yapılabilir. Reşit olmayan kişinin kısırlaştırılması mümkün değildir.
Yani velisi ya da vasisi onaylasa dahi reşit olmayan kişi kısırlaştırılamaz. Ancak, reşit olmasına rağmen temyiz kudreti yerinde olmayan (akıl hastası gibi) kişinin kısırlaştırılması, veli ya da vasisinin rızası ile mümkün olabilir.
Reşit bir kadın kendi rızasıyla kısırlaştırılabilir. Evli kadının bu işlemi yaptırabilmesi için kendi rızasının yanında kocasının da izni gerekir, aynı şekilde kocanın kısırlaştırılabilmesi karısının rızasına bağlıdır. Halk arasında "tüp bağlama" diye bilinen kısırlaştırılma işlemleri değişik tıbbi yöntemler kullanılarak kadınlara ve erkeklere uygulanabilir. Ancak uygulama ne yazık ki daha çok kadınlara yönelik olmaktadır. Diğerlerinde olduğu gibi kısırlaştırılma da çoğunlukla kadınlar tarafından kullanılan ve böyle olması doğal karşılanan bir doğum kontrolü yöntemidir. Halbuki tıbbi bakımdan her iki cinsin doğum kontrolü uygulaması mümkündür.
Ceza Yasamızın 101. maddesine göre bir kişiyi iradesi dışında kısırlaştıran kimse, hapis cezası ile cezalandırılır. Kişinin iradesi olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi hâlinde de hapis cezası verilir.
KÜRTAJ
Gebeliğin durdurulmasına "kürtaj" denir. 1972 yılına kadar yasak olan kürtaja ilişkin yasaların değişmesi ile birçok kadın, hiç olmazsa sağlıklı koşullarda gebeliği sonlandırabilme olanağına kavuştu.
Kürtajın ne zaman ve nasıl yapılacağı Nüfus Planlaması Yasası'nda ve bu yasaya bağlı "Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük"te düzenlenmiştir. Eskiden suç olan çocuk düşürme ve düşürtme, bu yasanın getirdiği değişiklikle belli koşulların varlığı halinde suç olmaktan çıktı.
Gebelik, kadın bedeninde gerçekleşen doğal bir olaydır. Bu nedenle gebeliği sürdürmeye de sonlandırmaya da kadınların karar vermesi gerekir.
Kürtaj için her durumda mutlaka kadının rızasının olması gerekir. Ancak, hayati tehlikenin söz konusu olduğu çok acil hallerde, doktor izin almaksızın müdahale etmek zorunda kalırsa, bu durumu derhal resmi mercilere ihbar etmek ve rapor vermek zorundadır.
Kadın evli değilse gebeliğin on haftadan az olması kaydıyla kürtaj yaptırmaya her zaman hakkı vardır.
Kadın evli ise kürtaj için, kendi rızasının yanında kocasının da rızası olmalıdır. Kocanın izin vermemesi halinde kürtaj yapılamaz. Kadının rızası olmadıkça koca istese de kürtaj yapılamaz. Kadının isteği olmadan gebeliğe son verilmesi suçtur ve cezalandırılır.
Kadın akıl hastası ise veya şuuru yerinde değilse rızasına bakılmaz.
Kadın reşit değilse, kendi rızası ile birlikte velisinin de rızası olmalıdır. Ana ve baba ayrıysa, velayet hakkına sahip olanın rızası aranır.
Kadın vesayet altında ise vasi ile birlikte sulh yargıcının da izin vermesi gereklidir.
Kürtaj, tıbbı zorunluluklar nedeniyle yapılabildiği gibi isteğe bağlı olarak da yapılabilir. İsteğe bağlı kürtaj için öncelikle gebeliğin 10 haftadan fazla olmaması şartı aranır. Tıbbi bir zorunluluk olmadıkça,10 haftayı aşkın gebelikte isteğe bağlı kürtaj mümkün değildir. Türk Ceza Kanunu'nun 100. maddesine göre gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi hâlinde, kadın bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.
Gebelik bir tecavüz sonucu meydana gelmişse ve kadın evli değilse kürtaj için gene yalnız kendi rızası yeterlidir. Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması hâlinde kürtaj 20 haftayı aşmamış olmak koşulu ile gerçekleştirilebilir.




DiYET
MODA
MAKYAJ-SAC
GEBELiK COCUK
SAGLIK
GUZELLiK
iLiSKiLER
YASAM
MAGAZiN
CiNSELLiK
Diyete Baslarken
Beslenme
Diyet Yemekleri
Estetik
Vitaminler
Cildiniz
Hesaplamalar
Koleksiyonlar
Epilasyon
Aksesuar

